Bülten #23: Ürün yönetiminde içgörüler (insights)

nedir, bir örnek, eksikliğinde olabilecekler, önseziden farkları, yararlı kaynaklar..

Bültene hoş geldin 👋

Bu sayıda içgörüleri anlamak istedik: Kelime anlamı, ürün yönetimindeki rolü, eksikliğinde olabilecekleri ve önsezilerden farkları üzerine araştırmalar yapıp bulgularımızı paylaşırken, daha detaylı okumalar yapmak isteyebilecek okurlarımız için yararlı kaynakları da yazının sonuna iliştirdik.

İyi internetler,
Burcu

Hatırlatma: Üretim Bandı Slack! 🎉

Slack’te her geçen gün daha aktifiz: Podcast bölümlerini ilk elden Slack’ten duyuruyoruz, üyelerimiz de ilk elden iş ilanlarını buradan paylaşıyor. Üyelere özel webinarlara da başladık! Ürün geliştirmeyle alakalı birçok konuda sorular sorup cevaplar alabildiğimiz bir platform olma yolundayız, soruların veya bildiğin konularda topluluğa katkı sağlayabilecek cevapların için bekliyoruz:

Slack Grubumuza Katıl


Ürün yönetiminde içgörüler (insights)

1. Nedir?

Tanım

İçgörü, pratik anlamıyla bir problem ya da durum hakkında edindiğimiz bilgi parçacıklarını ve deneyimleri ilişkilendirmemiz sonucu oluşan ani bir aydınlanmaya, bir konuya daha farklı bir yerden bakabilmemize yarayan bir idrak edişe ya da bir konuyu ya da kişiyi derinlemesine ve isabetli biçimde anlamaya deniyor. Tasarım, pazarlama ve hatta psikoloji gibi farklı farklı ekollerde içgörünün yeri var ve kapsamı az çok değişse de özünde aynılar. Ürün yönetimi dünyasındaysa içgörünün rolü büyük, çünkü ürün ekiplerinin en temel sorumluluklarından biri kullanıcılarının problemlerini, beklentilerini ve ihtiyaçlarını anlamak ve ürünü en uygun sonuca ulaştıracak kararları alabilmek.

Ürün yönetimi süreçlerinden bir örnek

Bir problemi çözmek ya da bir ihtiyacı karşılamak adına geliştirilecek bir özellik üzerine çalışmaya başlayacağımızı varsayalım:

  1. İlk yapacağımız şey, problem alanını keşfetmek olsun. Kullanıcılardan gelen geri bildirimleri, takip ettiğimiz metrikleri, benzer ürünlerin bu problemi nasıl çözdüğünü inceleyelim ve ekibin kullanıcıları iyi tanıyan üyeleriyle konu üzerine fikir alışverişi yapalım.

  2. Sonraki adım, bu bulgulardan hareketle ortaya çıkardığımız varsayımlar olsun.

  3. Bu varsayımları valide etmeye dair yaptığımız kullanıcı araştırmaları ile karar alma mekanizmalarımızı besleyelim.

İşte bu ikinci ve üçüncü adımlar arasında, yani varsayımlardan karar almaya giden süreçte devamlı “Neden?” sorusunu tekrarlamak, içgörüler edinmemize ve asıl problemi çözmeye yarıyor.

Ürün içi arama yapmayı sağlayacak bir özellik geliştiriyoruz diyelim ve varsayımlarımızdan biri “Kullanıcılar aradıkları şeyin ismini biliyorlar, ancak nerede olduğunu bilmiyorlar” olsun. Bu varsayımı test ederken gözlemlediğimiz bir davranış şu oldu: Kullanıcı aynı isme sahip birçok farklı arama sonucuna sahip ve hangisinin aradığı asıl sonuç olduğunu anlayamıyor. Bu noktada “Neden hangi sonuç olduğunu anlamakta zorlanıyorsunuz?” diye soruyoruz ve karşılığında “Bu isimde birçok dosyam var, hangi klasörde oldukları bilgisini de görebiliyor olsaydım çok daha kolay olurdu.” gibi bir cevap alıyoruz. Bu cevap sayesinde edindiğimiz içgörü, “Kullanıcılar birden fazla dosya için aynı ismi kullanıyor olabilir, ve bu dosyaları birbirinden ayrıştırmak için bulundukları klasör isimlerinden faydalanıyorlar” olacak, varsayımımızı yeniden gözden geçireceğiz ve sonuçta ihtiyacı daha iyi karşılayan bir özellik geliştirebileceğiz.

İçgörü eksikliği nelere sebep olabilir?

Yukarıdaki akıştan hareketle, ortaya koyulan varsayımları doğrulamadan çözüm alanına geçtiğimizde özünde yaptığımız şey kullanıcı adına karar vermek, ve bu da problemi çözsek de kullanıcıların beklentilerini karşılamayan ya da ihtiyaçlarını “tam olarak” çözmeyen bir sonuca sebep olabiliyor. Sadece sayısal veriye dayalı karar alma mekanizmaları da analiz felcine, problemin altında yatan asıl probleme yani kök probleme kadar inememeye, yüzeysel çözümlere ya da farklı bir problemi çözmeye kadar gidebiliyor. İçgörülerin önemi bu anlamda ürün stratejisine kadar varıyor: Ürünün yol haritası kök problemlere odaklanmadığında, karar alma mekanizmaları safi veriler ya da varsayımlar üzerine kurgulandığında, ortaya koyduğumuz strateji de yanlış olabilir.

Önsezi?

Peki şöyle durumlarda ne yapacağız: Bir problemin çözümü üzerine ürettiğimiz çıktıları kullanıcılarla paylaştığımızı ve iki çok farklı yönde geri bildirimin eşit ölçüde ortaya çıktığını düşünün (varsayımlarımızı doğrulamış ve içgörülerle desteklemiş olmamıza rağmen). Ya da tüm kullanıcılar aynı yönde geri bildirim verdi ve o da ürettiğimiz çözümü desteklemiyor. Yani farklı farklı tipte veriyi topladık, anlamlandırdık ve sonuçta bir şekilde yine de karar veremiyoruz. Bu noktada anlamaya çalıştığım şey içgörünün önseziden (gut feeling) farkı oldu.

Önsezi aslında bu gibi kompleks karar alma mekanizmalarında yeri olan ve kimi durumlarda başvurmanın gerekli olduğu bir bilişsel düşünce süreci. İçgörü ve önsezilerin temel farkı şu: Önseziler bilişsel olarak halihazırda mevcut desenlerden (pattern) hareketle ortaya çıkarken, içgörüler yeni desenler üretebilmeye yarıyor. Mevcut desenler ise aslında kişinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak edindiği yaşamsal tecrübelerinden oluşuyor.

Özetle durum şu: İçgörülerimizle önsezilerimizi besliyoruz. Önsezilerini bu içgörülerle besleyen ve bilişsel önyargılarının farkında olup, karar alma mekanizmalarında bu önyargılardan uzak durabilen kişiler (bilişsel önyargılar üzerinde durduğumuz sayımız bu konuya güzel bir başlangıç olabilir), daha isabetli kararlar alabiliyor ve kompleks problemler karşısında daha sağlıklı sonuçlar elde edebiliyorlar. Kişinin bir pazarda ya da organizasyonda uzun süre çalışıp edindiği içgörüler sayesinde önsezilerine daha çok güvenmesi bu anlamda makul bir davranış oluyor, ancak kritik nokta önyargıları kontrol altında tutabilmek ve önsezileri besleme mekanizmalarını devamlı geliştirmek. Bunu hakkıyla yapabilen kişiler de aslında organizasyonun yönetim kadrolarında yer almaya daha uygun kişiler oluyorlar.

İçgörüler ve önseziler nasıl daha iyi beslenir?

İçgörüler ve önsezilerin bir organizasyondaki karar alma mekanizmalarında dengeli ve yerinde kullanımı için hem olabildiğince tipte veriye sahip olmak hem de bu verilerin erişilebilir olması gerekli. Yeni bir özellik geliştirirken yapılan keşiflerin çıktıları eğer sadece o özelliği geliştiren ekibin erişebildiği bir dökümanda olursa aslında organizasyona pek bir yararı olmuyor. Aynı şekilde pazara dair verilerin ya da kurucu ekibin belirli konulardaki önsezilerinin ve içgörülerinin tüm organizasyonla yeterince paylaşılmıyor olması da diğer ekip üyelerinin isabetli olmayan içgörüler geliştirmesine ve dolayısıyla önsezilerini doğru yönde besleyememesine sebep olabiliyor.

Özellikle ürün ekiplerinin bu kolektif bilişsel düşünce süreçlerine katkıda bulunması elzem: Bunu yapmanın en iyi yolu da aslında diğer rollerle ortak çalışmak ve edinilen tüm bilgileri ve verileri merkezileştirerek, karar alma mekanizmalarını görünür kılmak. Bu akışı iyi yöneten organizasyonlar çok hızlı büyüseler dahi şirket vizyonunun ve ürün stratejisinin tüm ekiplerce anlaşıldığı, tek bir organizma olarak hareket edebilen yapılar oluyorlar, çünkü hem ekipten ayrılan kişilerin öğrenimleri kaybedilmiyor, hem de yeni gelen kişiler kolayca bu bilgilere ve mekanizmalara adapte olabiliyorlar.

2. Yararlı kaynaklar

  • E-kitap: How to gather and leverage deep user insights - Link - Productboard’dan kullanıcı geri bildirimleri üzerine içgörüler edinmeye ve yol haritasını beslemeye yönelik bir şablon.

  • Key Differences between Instinct, Intuition, and Insight? - Link - Konuya psikoloji ekseninden yaklaşan, tanımları ve farkları üzerine bir blog.

  • The Aha! Moment: The Science Behind Creative Insights - Link - İçgörüler ve yaratıcı süreçlerin ilişkisi üzerine bilimsel bir makale.

  • The Decision-Making Dilemma: When to Trust Your Gut vs. the Data - Link - Lucidchart CEO’sundan konuya dair öneriler.


Üretim Bandı Podcast 🎙

Önceki Sayılar 📚


İş İlanları

Tüm aktif ilanları görmek, ilk elden ilanı paylaşan üyelerimize ulaşmak ya da yeni bir ilan paylaşmak için Slack grubumuza katılın!


Bu sayılık bu kadar!

Bizi seveceğini düşündüğünüz birileri varsa, aşağıdaki butonu kullanarak haberdar edebilirsiniz:

Share Üretim Bandı Bülten